Borsalino – Jacques Deray (1970)

“Çok basit: Önce Poli gitti, sonra “Dansçı”, ardından da Marello. Bunun devam etmemesi için bir neden de yok. Bugün ya da yarın, geriye sadece birimiz kalacağız. O yüzden şimdi gitmem en iyisi. İkimizi de ortadan kaldırarak bitecek bu iş. Belki de ben başlatacağım bunu. Bu işler böyle ve yapacak bir şey yok… ve bunu sen de biliyorsun”

1930’lu yıllarda Marsilya’da mafya patronlarının küçük işlerini yapmaktan mafya patronluğuna yükselen iki adamın hikâyesi.

Fransız yazar Eugène Saccomano’nun Marsilya’daki mafya örgütlerini anlatan “Bandits à Marseille” adlı ve 1959 tarihli kitabından uyarlanan bir Fransa ve ABD ortak yapımı. Senaryosunu Jean-Claude Carrière, Jean Cau, Jacques Deray ve Claude Sautet’in yazdığı filmin yönetmenliğini Deray üstlenmiş. O tarihlerde Fransa’da çekilmiş en yüksek bütçeli filmlerden biri olan çalışmanın başrollerinde Fransa sinemasının iki büyük yıldızı var: Alain Delon ve Jean-Paul Belmondo. 1974’te bu kez sadece Delon’un oynadığı ve yine Deray’ın yönettiği “Borsalino and Co. – Borsalino ve Çetesi” adını taşıyan bir devamı da çekilen film temel olarak iki yıldızının varlığının temel cazibe kaynağını oluşturduğu bir eser. Bugün sinema dili bir parça eski görünen filmin ilk yarısında mizah, ikinci yarısında ise aksiyon öne çıkıyor ve bir bakıma Fransız sinemasının Amerikan sinemasına öykünmesinin örneklerinden birini seyrediyoruz. Bir parça nostalji için, elbette iki büyük yıldızı için ve vakit geçirmek için keyifle izlenebilir bir film bu.

Film gösterime girdiği tarihte Fransa’da seyircinin oldukça ilgisini toplamış ve hatta o denli popüler olmuş ki ünlü İtalyan porno film oyuncusu Rocco Siffredi soyadını Delon’un filmde canlandırdığı karakterden almış! Filmde hikâyesini seyrettiğimiz iki karakter Marsilyalı iki gerçek gansgter olan Paul Carbone ve François Spirito’dan esinlenerek yaratılmış. Carbone ve Spirito 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlarla işbirliği yapmaları karşılığında “meslek”lerini serbestçe icra edebilmişler ama film bundan hiç söz etmiyor.

İki büyük yıldızın varlığı filme hem olumlu hem olumsuz anlamda etki eden en önemli unsur olmuş. İki oyuncunun canlandırdığı karakterlerin ilk kez karşılaştığı sahne bu durumu en iyi açıklayan örnek belki de. Gereğinden çok uzun tutulmuş bu sahne nerede ise tüm çekiciliğini Delon ve Belmondo’nun üzerinden üretmeye çalışıyor ve bunu bir ölçüde başarıyor da üstelik; ne var ki sahne amacın tam da bu olduğunu o kadar çok belli ediyor ki bir süre sonra, içerdiği mizaha rağmen üstelik, tekrara da düşmeye başlıyor. Benzer bir numaraya iki genç ve yakışıklı yıldızın yüzme kıyafetleri ile sudan birlikte çıktıkları sahnede de başvurmuş film: Onca kadın oyuncusunu bu alanda hemen hiç kullanmayıp, cinsel çekiciliği de yine Belmondo ve Delon ile üretmiş yönetmen Deray burada. Ne var ki tüm bu çaba sinemasal anlamda bir tam başarı getirmemiş filme. İki kahraman arasındaki dostluk ve dayanışma (ve zaman zaman da çatışma) örneğin Paul Newman ile Robert Redford’un “Butch Cassidy and the Sundance Kid” veya “The Sting” adlı filmlerde ulaştığı güçlü düzeyin gerisinde kalmış görünüyor ki bunda senaryonun yeterli desteği sağlamamasının da rolü var. Oysa bu iki yıldız daha iyi bir senaryo ile çok daha kalıcı ve güçlü bir eser yaratmanın aracı olarak kullanılabilecek potansiyele sahipler kesinlikle. Hikâyenin başta kadınlar olmak üzere diğer karakterleri bu ikilinin gereğinden fazla gerisinde kalmışlar ve açıkçası filmin kadınları -dönemin koşullarına uygun olsa da- hayli gölgede bırakarak pasif bir konuma oturtmasında da yine aynı neden yatıyor gibi görünüyor.

Adını özellikle 1920, 30 ve 40’lı yıllarda oldukça popüler olan ve kahramanlarımızın da hikâyenin geçtiği dönemin gereği olarak sıklıkla kullandıkları şapkaların markasından alan filmin Claude Bolling imzalı müzikleri ve özellikle tema müziği hayli şık ve çekici ve hikâyenin özellikle ilk yarısını çok iyi desteklerken sevimli melodisi ile kendi başına da önemli bir çalışma. Belmondo’nun oyunculuk performansı açısından bakıldığında Delon’un önüne geçtiğini, Delon’un ise aradaki farkı yakışıklılığı ile kapatmış göründüğü filmde yönetmen Deray birden fazla sahnede heyecanlı ve eğlenceli anlar sunmuş seyirciye. Uzunluğuna rağmen baştaki kavga sahnesi, et deposundaki çatışma ve ikilinin balık pazarındaki oyunu kesinlikle heyecanlı ve eğlenceli anların kaynağı oluyorlar.

İlk yarısında eğlenceli bir gangster filmi olarak devam eden filmin ikinci yarısında zaman zaman dozu hayli artan bir sertliğe başvurmasının bir tutarsızlık olduğunu belirtmemiz gereken film 1930’lu yılların setlerini ve kostümlerini başarı ile yeniden yaratır ve kullanırken, görüntü yönetmeni Jean-Jacques Tarbès’in başarılı kamera çalışması ile de ilgi toplayabilir. Özetle söylemek gerekirse, kusurları olan ve eskimiş görünen film yine de eğlenceli olmayı ve kendisini ilgi ile seyrettirmeyi başaran bir çalışma ve Delon ile Belmondo üzerinden, eski oyuncuların bugün tekrar ulaşılması pek mümkün görünmeyen yıldız havalarını karşımıza getirmesi ile de ayrıca önemli.

(Visited 6 times, 1 visits today)
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.