Öp ve Anlat – Alain de Botton

apveanlat

Biyografi gibi bir roman mı yoksa roman gibi bir biyografi mi? Hangisi olduğunu bilmiyorum ve yazarın da çok umursadığını sanmıyorum. Sonuçta Alain de Botton’un “sıradan insana da hitap eden ama felsefe, psikoloji vs gibi alanlardaki kavramlar üzerine el alıştırmalarını içeren” kitaplarından biri bu da. Belki de en çekici yanı biyografi kavramı üzerine de kendisi çok derin olmasa da derin tartışmalara yol açabilecek konuları ortaya atması; biyografi ne kadar detaya girmeli, sıradan insanların biyografisi yazılabilir mi, biyografinin yazarı ile öznesi arasındaki yakınlık ne olmalı vs. Tüm bu konular zaman zaman oldukça eğlenceli bir üslup ile ve bir “sahte biyografi” tarzı ile ele alınıyor. Bu nedenle hızlıca okunabilecek, keyif verici bir kitap. Yazarın nesnesi üzerinde, yazanın ve paylaşanın kendisi olması nedeni ile sahip olduğu hükümranlığın ne derece korkutu olabileceğini de hatırlatıyor.

(“Kiss and Tell”)

Share

Ankara – Yakup Kadri Karaosmanoğlu

ankaraYolundan çıkan, hedefini kaybeden, ülküsünü unutan bir devrimin Ankara üzerinden hikâyesi. Romanın kadın kahramanın üç ayrı evliliği üzerinden üç ayrı Ankara; idealizm, yozlaşma, ütopya. Romanın son bölümündeki ütopyanın çığrından çıkmış dozu (İçtimai Mükellefiyet Teşkilatı’nın kooperatif şubelerinin çalışmaları, herkesin sadece ” umumi kaygılar, umumi arzular, umumi ihtiyaçlar, umumi kederler, umumi neşeler içinde yanması”, planlı ekonomi ve Ankara güzellemeleri) hissedilen hayal kırıklığının boyutu ile doğru orantılı. Bugünkü Ankara ile şehircilik, insanlar, kültürel hayat, siyaset, idealler alanında kısa karşılaştırmalar bile ütopyanın boyutu hakkında fikir vermeye yeterli. “Başarısızlığın” nedenleri üzerine düşünme fırsatı yaratan ama bu konuda derin analizler içermeyen, özellikle son bölümde zaman zaman hikâyenin geri plana düşmesi ve hatta kaybolması ile etkisini yitiren bir roman. Yine de 20’ler ve 30’lar Türkiye’si üzerine düşünmek için bir araç.

Share