The Goodbye Girl – Herbert Ross (1977)

“Şimdi beni dikkatli, çok dikkatli dinler misin… bu seninle son konuşmam olabilir. Bu dünyadaki herkes senin muhteşem vücudunun peşinde değil, hanımefendi. Her şeyden önce o kadar da muhteşem değil. İdare eder ama beni geceleri uykusuz bırakacak kadar muhteşem değil. Çok güzel olduğunu da düşünmüyorum. Arada bir gülümsesen belki işe yarar ama inançlarına aykırı bir şey yapmanı da istemem”

Erkek arkadaşı tarafından terk edilen işsiz bir kadının tiyatro oyuncusu bir adamla evini paylaşmak zorunda kalması ile gelişen olayların hikâyesi.

Komedinin usta yazarlarından Neil Simon’ın orijinal senaryosundan Herbert Ross’un çektiği ve 70’li yılların sevilen filmlerinden biri olmayı başaran bir çalışma. Baş oyuncuları Marsha Mason ve özellikle Richard Dreyfuss’un keyifli oyunları ile de dikkat çeken filmi Neil Simon’ın laf oyunları ile dolu senaryosu sürüklüyor. Romantik komedi kalıpları içinde ilerleyen hikâye çok yeni şeyler söylemiyor ama film hedeflediğini başarıyor ve seyircisine keyifli anlar sunuyor.

Filmin adı kahramanlarımızdan kadın olanının hayatını özetliyor aslında. Sevdiği ve birlikte olduğu tüm erkekler tarafından terk edilmiş olan kadını kendisini Bertolucci ile bir film çekmek için İtalya’ya giden ve zaten başkası ile evli olan bir erkeğin terk etmesi ile başlıyor hikâyemiz. Adam bununla da yetinmeyip kendisine ait olan evi bir oyuncuya kiralıyor. İşte bu oyuncunun, kadının ve küçük kızının birlikte yaşamaları ile gelişen komediyi anlatıyor filmimiz. Huyları hiç uyuşmayan iki ev arkadaşının hikâyesi olarak başlayan ama nereye doğru ilerleyeceği pek de sürpriz olmayan filmimiz bu anlamda yine Neil Simon’ın imzasını taşıyan “The Odd Couple – Garip Bir Çift” filmindeki iki erkeğin yerini bir kadın ve bir erkeğin almış hali olarak da görülebilir aslında. Senaryo önce bu çatışma üzerinde yükseliyor ve sonra bu çatışmanın -bekleneceği gibi- kalıcı bir aşka/ilişkiye dönüşüp dönüşmeyeceği merakını uyandırarak devam ediyor. Tüm bu hikâyede pek yeni bir şey yok ama Simon’ın her zamanki kıvrak kaleminin sinema için yazılmış orijinal bir eser olduğu halde pek dış mekana da yer vermeyen ve daha çok sıkı bir oda tiyatrosu oyunu metnini hatırlatan senaryosuna kattığı çekicilik, yönetmen Ross’un sinema dili olarak özel bir yanı olmasa da senaryoya hizmet etmeyi tercih eden kıvrak anlatımı ve özellikle de oyuncularının başarısı ile film kesinlikle eğlendiriyor.

Gerçek bir olaydan esinlenen ve Shakespeare’in 3. Richard oyununda Richard karakterinin eşcinselliğinin epey abartıldığı tiyatro oyununun provaları, Dreyfuss’un karakterinin sarhoşluğu ve sokaktaki soygun sahneleri gibi pek çok eğlenceli anı var filmin. Bu eğlencenin oluşmasında ise Mason ve özellikle Dreyfuss’un çok ciddi payları var. Mason üzerine düşeni kontrollü ve karakterinin yalnızlık ve yaşlılık korkusunu incelikle sergileyen bir oyunla sergiliyor. Dreyfuss’un performansı ise tek kelime ile dört dörtlük. Göründüğü her karede karakterinin enerjisini, tuhaflığını, içtenliğini ve özellikle vurgulanması gereken sevimliliğini büyüsüne kapılacağınız bir şekilde getiriyor karşımıza. Bizde de gösterilen başarılı sitcom “Friends” dizisindeki Chandler karakterini canlandıran Matthew Perry’nin mutlu olduğu anlardaki vücut dili ve küçük danslarını yaratırken esinlenmiş göründüğü bir oyunculuğu var Dreyfuss’un bu filmde ve filmi tek başına bile seyre değer kılıyor kesinlikle. Hikâyedeki küçük kız karakteri ise zaman zaman klişe bir “büyümüş de küçülmüş” havasına bürünse de pek çok eğlenceli anın yaratıcısı oluyor Quinn Cummings’in oyunu ile.

Senaryonun eğlenceli anlarının yanında zaman zaman bir stand-up’a dönüştüğünü ve bir hikâyeden çok peş peşe gelen esprili anları sergilediğini söylemek mümkün açıkçası ama bu durumu yaratan Dreyfuss karakteri onun oyunculuğundan aldığı güçle filme kattıkları ile bu durumu çok rahatsız edici olmaktan çıkarıyor. Buna karşılık senaryonun kadının kıskançlık anında olduğu gibi nefesinin kesildiği anlarda kimi zorlamalara gittiğini de söylemek gerek. Yine de sonradan müzikali de yapılan bu film sinemasal özellikleri açısından olmasa bile eğlendiriciliği açısından görülmeyi hak eden bir sinema eseri. Dreyfuss’un oyunu ise kesinlikle dikkatle ve keyif alarak izlenmeli elbette.

(“Elveda Güzelim”)

(Visited 38 times, 1 visits today)
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.